21.11.2015

Kasım'a Not

Saymakta zorlandığım kadar çok oldu; bu ekranı açıp bir şeyler yazmak isteyip yazamadan "aman boş ver" diyerek kapatmak.

Öğrencilik yıllarımda bolca düşünmeye, gezmeye, eğlenmeye ve hayatta anı biriktirme fırsatım olduğundan neredeyse her gün yazar dururdum. 

Hayat; öğrencilikten sonra çalışma hayatına katılmakla beraber, koşuşturma içinde günlerin nasıl bu kadar çabuk geçtiğinin farkına varamamakla geçerken zevk aldığın şeylerden de bi o kadar koptuğunu göstermekte. 

Bir buçuk yılı aşkın bir süredir haber sitesi gnel yayın yönetmenliğini yürütmekte olup bir köşe yazısı bile yazmaya fırsat bulamadan, yazabilmek için kafayı toplayamadan yaşıyorum desem yalan olmaz sanırım. 

Hayatımın son 2 yılının neredeyse tamamı siyaset üzerine koşturmakla, siyasetin hayatın bir çok rengini köreltmesine karşı mücadele etmekle geçti. Sanırım biraz da bizi köreltti. :)

Kasım'ın sonuna doğru kışın kendini hissettirdiği şu miskinliklerle dolu günden bolca selamlar.
Siz "bu çocuk bu sefer yazmadan kapamamış" dersiniz. 
Önümüzdeki günlerde görüşmek üzere..

7.08.2015

20 Saat Süren İzmir - Ödemiş



Çok değil 20 saat kaldığın, gezmeye fırsat bulamadığın, yerlileri ile çok diyalog kuramadığın yeri nasıl anlatırsın pek bilemedim. Yine de blogumda ufak bir anı olarak kalmasını istedim Ödemiş ziyaretini.

Uzun diyemeceğim bir kara yolculuğundan sonra sabahın ilk ışıkları ile girmeyi hedeflediğimiz İzmir'e öğle saatlerinde girmiş Ödemiş'e gitmek için İzmir Turizm'den bilet almıştık.
İzmir Ödemiş arasının 2 saat sürebileceğini bileti alırken fark etmek hoş olmasa da otobüs yolculuğuna başladığımızın 10. dakikasında dağıtılan dondurma şaşırtıcı ve güzeldi.

Önceden Ödemiş'e gitmemiş biri olarak zaman zaman demir yolu ile kesişen, ufak kasabaların ve tarlaların arasından geçerek ilerlenen yolun sonunda; bir cadde üzerine kurulu, ufak bir İzmir ilçesine gitmeyi beklerken 130.000 nüfuslu, cadde ve sokakları ağustos sıcağına rağmen cıvıl cıvıl olan, her gölgelik alanın bir müşterisi bulunan, ana yol üstü ya da sahile yakın olsa İzmir'in merkezi olabilecek bir ilçe ile karşılaştım.

Kadınları genelde kısa saçlı ve hafif çekik gözlü, erkekleri ise toprak ile yoğurulmuş esmer ve yüz hatları belliydi. Egenin o tatlı şivesi, sokakta yürürken muhabbetlere kulak kabartacak hatta dönüp muhabbete dahil olacak bir cesaret veriyordu insana.

Şansımıza o gün ilçenin, İzmir'in ve bölgenin meşhur pazarı denk geldi. Sanırım hayatım boyunca gördüğüm en büyük açık pazardı. Daha önceden duymamış olsam da yakın çevremdeki insanların bile o pazarın ününü duyduklarını fark ettim.

Sahibi olmayan bir gölgelik alan bulmak inanın zordu. Ufak bir soluklandıktan sonra şehre asıl gelme amacımız olan "arkadaşlarımızın düğünü" konulu koşuşturmacaya katıldık. Ufak bir şehir turu, düğün fotoğrafı çekilebilecek mekanlardan sonra Bozdağ'ın dibinde ege kır düğününe katıldık. Bol ege ezgileri ile geçen gecenin ardından sabahın köründe uyanıp İzmir'e uçağa yetişmek oldukça can sıkıcı olacakken yardımımıza tren yetişti. Bir saat kırk dakika süren keyifli bir sabah yolculuğu oldu diyelim.

Ani gelişen ve çok kısa süren bir seyahatin insana gezme, keşfetme fırsatı verme ihtimali zaten düşünülemezdi. Bir daha gitme isteğinin ise bu kadar baskın geleceğini beklememiştim. Hayat ne getirir bilinmez ama yolum elbet bir kez daha Ödemiş'e düşer. Umarım bu sefer oraya hak ettiği vakti ayırabilirim.

23.03.2015

Belli ki tekrardan

Hatırladıkça girdiğim,
eski yazılarımın hala daha okunuyor olmasına her seferinde şaştığım,
"uzun zamandır buralara uğramamıştım" temalı yazı çıkacak diye korkup çıkış yaptığım,
düşündükçe anılarını hissedebildiğim bir blog oldu iyice burası.

Kışın son günlerinde soğuğun dibini görürken, koşuşturmaktan fırsat bulup karaladıklarımı geçemiyor olsam da, "ah bak şunla ilgili de bir şeyler yazarım aslında" diyip kenara attığımı da belirtmek isterim.

Belli ki tekrardan tadmak istediğim bir blog.
Belli ki tekrardan elbbette tadacağım.

22.11.2014

En Renkli Olan Bile, Çoğu Zaman Gri


Kimi şehirler var dünyadaki tüm renkleri bir arada barındıran.
Ve bir köşesinde kaldırıma oturmuş, sırtını boyası atmış kepenklere yaslamış bir adam. Derin bir nefeslerle çekti sigarasını ciğerlerine ve daha az bir güç ile üfledi. İşte tam o an, o adam, dünyanın tüm o renklerini barındıran şehri gri gördü.
Bildiği, her bekleyişte bir kez daha gördüğü o şehri.

İçinde kopan onca fırtınayı 10 saniyelik dumana sığdırıp doğrulmak, şehrin renkleri arasında kaybolup gitmek. Hayat denilen o döngüye adapte olup bir sonraki bekleyişe kadar kaybolup gitmek. Şimdi fazla düşünmeden yürümek hedefi.

13.11.2014

Pek Şaşırtıcı Olaylar Yaşadık Azizim


Son bir aydır fazlasıyla dağınığım. Ofis de masam, parti de projem, aile de yaşam, haber sitem kozmopolitik.com 'da haberlerim, sokak da adımlarım, yaşam da duygularım.

Gün geçtikçe toparlanır diye bekleyip sabrettiğim onca kulvar daha bi karışıyor.
Her işte bir hayır vardır deyimi "hayır nerede artık ulan" a eviriyor dilimi. İnan.
Zamanlama kabiliyetimi kaybettim anlaşılan.

Bazen doğru zaman olmadığını düşündüğüm oldu, bazen se doğru zaman olduğuna inandığım yanlış zamanlar.

Pek şaşırtıcı olayları yaşadığım şu günler hangi şaşırtıcı günlere gebe tahmin bile edemiyorum. Sanırım kahvemi alıp kitaba gömülme vakti çoktan gelmiş.

Akvaryuma da iki yeni balık aldım mı tamamdır.
Bir kışı az grip, biraz kırgın atlatır bahara ulaşırız.

20.10.2014

Bu Blog Bu Kadar Aktif Olabiliyor İşte.

Eskiden her gün yazdığımı hatırlıyorum.
Hatta her gün bir iki blogda yazdığımı.

Ya yazma isteği tükendi zamanla, ya da o kadar karışık yaşar olduk ki şu hayatta; aktarmak için toplayamıyoruz.

Her neyse ne. Özetle yazmak için oturduğumda dağılan kafamla, odaklanamadığım duyguyla bu blog bu kadar aktif olabiliyor işte.

16.07.2014

Bir Umutla Gitmiştim Kayseri’ye

Bir Umutla Gitmiştim Kayseri’ye

Hiç tanımadığım biri için mücadele edeceğimi, onu anarken yutkunmakta zorlanacağımı, davasını takip etmek için İstanbul’dan Kayseri’ye hiç tanımadığım ama en yakın arkadaşımmışçasına yardımlaşarak yol alacağımı söyleseler inanmazdım.

Hayatın inanamadıklarımızı yaşattığı zamanlardan biriydi Gezi.

Gezi’yi sahiplenen, olaylar sırasında gaz yiyen, gözaltına alınan, mücadele eden herkes Eskişehir’de 19 yaşındaki bir gencin dövülerek öldürülmesi acısını yaşadı. Polisler ve esnaf tarafından tek başına sokağa giren ve üzerinde taş, sopa gibi hiçbir şey olmayan bir gencin dövülerek öldürülmesi acısını. Ali İsmail Korkmaz’ın acısını.
Yaklaşık 1 yıldan beri Gezi’de öldürülenlerin davaları Hatay, Ankara ve Kayseri’de devam ediyor. Sorumluların hesap vereceği umudu ile onlarca insan sahipleniyor bu davaları.

Ben de 14 Temmuz pazartesi günü Kayseri adliyesine Ali İsmail Korkmaz’ın mahkemesine gittim. Mahkeme salonuna girip davayı takip etme şansım da oldu. Sanıkların savunmaları ve sanık avukatlarının konuşmaları sırasında Ali İsmail’in ailesi ve izleyicilerin kendilerini tutamadıkları, bağrışmaların yaşandığı anlara şahitlik etmek mücadelenin nasıl devam ettiğini bir kez daha gösterdi bana.

Ara karar sırasında sanıkların birbirleri ile gülüşerek konuştuklarına şahit olduğumuzda ise o an dünyanın en güçlü annesinin Emel anne olduğunu düşündüm. Evladını 19 yaşında elinden alan katiller hemen yanındaydı, gülüşüyorlardı. Yetmemiş, tutuksuz yargılanmalarını talep etmişlerdi masum olduklarını belirterek. Düşünsenize bir anne için ne kadar da zordu!

Ben tek değildim. Mahkeme salonunda, sanıkları ve avukatlarını saymazsak -ha bir de güvenlik görevlileri ve mahkeme heyeti var- herkes tutuksuz yargılanan 2 sanığın da tutuklu yargılanmasını bekliyordu. Mahkeme ise bir önceki dava ile bu dava arasında kararı değiştirecek bir delilin olmadığını söyleyerek bu umutları yıktı, davayı 9 Ekim’e erteledi.

Giderken yol kısa gelmişti,  dönüş biraz daha uzundu. Anadolu’nun güzel ve verimli toprakları yaşanan bunca acıyı hak etmiyordu. Dönüş yolu; her molada priz kenarından bir sandalye kapıp yiyip içerken imecenin hüküm sürdüğü 12 saatten ibaretti. Eve geldiğimde 5 sularıydı. Yorgunluktan hemen uyumuşum. Düşününce 1 yılı geçti Ali İsmail’in hayatını kaybedişinin üstünden ve bir yıldır ailesi bu acıyla yaşıyor, uyumaya çalışıyor, adalet bekliyor. Tam 1 yıldır.

5.06.2014

Yolu İzlediğini Hatırlıyorum



Yolu izlediğini hatırlıyorum. Uzun uzun yolu izlediğini.

Zaten fazla da yapacak bir şey yoktu bu köyde hem de bu yaşta.
Gün uzundu onun için. Sabah ezanında kalkar, güneşin doğuşu ile kahvaltısını yapardı. Hemde hiç aksatmadan yıllardır. Aynı zaman dilimi aynı yiyeceklerle. Hatta masa bile hiç değişmemişti. En son 2 yıl önce kırmıştı o yıllardır kullandığı çay bardağını. Bi o değişmişti. Masada, bi o yeniydi. Kendisi hariç tüm eşyalar zamanda durmuştu adeta. Kimisi de çeyizinden kalmıştı. Mesela duvara çakılı rafta duran çiçek desenli tabaklar gibi.

Eli artık zor tutuyordu belli ki, o çok sevdiği, emeğini, hayatını ektiği tarlasında fidanları sarmış dikenleri bile koparmaya cesaret edemedi. Yavaş yavaş, bol nefes alarak tamamladı bahçesinde kontrolü. Geceden değişen hiçbir şey yoktu. Gerçi olsa da gözü çok iyi seçemiyordu ya!

Oturmaktan kaplamasının eskidiği, cam önündeki divanına oturdu. Yaşlanmış, kırışmış ellerini bacaklarının üzerinde birleştirip yolu izlemeye koyuldu. Sol çaprazında yazdan kurumaya bıraktığı, güneşin kurutup tanelerini kahverengine çevirdiği mısır koçanları asılıydı. Kaç aydır oradaydı hesaplamak bile istemiyordu. Mısırların hemen altından da o yol gözüküyordu. Hani beklediği, gözlediği. Günlerdir birinin bile çıkıp gelmediği o yol.

Derin bir iç çekip yolu izlemeye başladı.

Ve ben o Karadeniz kadınının yolu izlediğini hatırlıyorum. 

6.05.2014

"Yıl 1972, Yaş 24"

"Yıl 1972, Yaş 24"  

“…ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum." Bir yolculuğun ortasında kurulan bu cümle 6 Mayıs 1972 günü 3 fidanın idamı ile son bulmuştu.

Kendimi bildim bileli, Deniz’i okuyalı, öğreneli 6 Mayıs’ı hep anmışımdır.
Aklımda hep aynı cümle; “… ben 24 yaşındayken…” ve işte bu sene o sene.

Parkasını, botlarını çıkartmadan, ölüm gömleğini giymeden, traş olmadan, bir sigara yakıp bir demli çay içip Rodrigo'nun gitar konçertosunu dinlemek isteyerek, urganı kendi boynuna geçirip onu izleyenlere dönüp; "ölen bedenimdir düşüncem yaşayacak" diyerek gittiği yaştayım.

Ben bu sene Deniz’i anarken onun asıldığı yaştayım.



İdamdan önceki son fotoğrafları; Mamak cezaevi avlusu 5 Mayıs 1972..

12.04.2014

Hastalığın Yazdıramama Hali



Hastalığın Yazdıramama Hali

“Ani hava değişimleri fena vurdu. Dibine kadar hastalandık. Fütursuzca ıhlamur içip uzanıyoruz.
Ve anca böyle zamanlarda hafta sonunun evde de geçirilebildiğini hatırlıyoruz.

Büyükşehrin koşuşturması, hayatın temposu derken durup düşünmek, zamanın geçtiğinin farkına varmak hiç de kolay olmuyordu. Yaşamaya verdiğimiz çay aralarında edilen dost sohbeti rahatlatsa da..”

İşin aslı uzun süre yazmayınca pek de toparlayamıyor insan kafasındaki onca şeyi..
Belki devamı bir sonraki yazıda gelir. Kim bilir.

31.12.2013

...2014 İse...


...2014 İse...

Koca bir yılı geride bıraktığın zaman çok da iyi geçti diyemiyorsun bir çırpıda. Anca hayatına muazzam derecede yön veren bir gelişme olacak ki süperdi kelimesi dilinden dökülebilsin.

2013 ise; ülkedeki hareketten ötürü genel itibariyle benim için de iyi geçmedi. Acının, şiddetin, baskıcı rejimin, kanın, ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin yılı olacak 2013.

Ve gelecek yıl ise 2013’deki sokak mücadelemizin meyvelerini toplayacağız belki de. En azından benim temennim o yönde.

Sağlıklı, huzurlu ve özgür yarınlara…

25.12.2013

Yılın Son Günleri



Yılın Son Günleri

Yılın son günleri, araçların park ettiği kaldırımlarda göremeyince geleceği, yamalı asfalt üzerinde yürürken sakin adımlarla, burnuna kadar doladığın atkıya rağmen çıkıyor ağzından soğuk hava ile temas eden nefes sıcaklığının buluşmasında o beyaz buhar.

Koca bir yıl geride kalırken iyisi ve kötüsüyle, attığın adımlarda muhasebesi yapılır ufak bir tebessümle. Güzel anılara pek yer yoktur hayatında, o tebessüm çok bile suratına. Acıları hatırlarsın..

Yanından geçerken gecekondunun, yarım yamalak tüten bacasına bakıp içerideki sıkıntıyı düşünüp anasına sövmeli hayatın… Bir evsiz görünce sokağı döndüğünde en azından bacası yarım yamalak tüten bir evi neden yok diye sövmeli bu sefer de. 

Geçen de gelecek sene de hep aynı. Düzen de hep aynı ve biz düzülenler de..

26.11.2013

Hayat Bu; “Yarım Kalacak” Aşikâr


Hayat Bu; “Yarım Kalacak” Aşikâr

Birçoğu yarım kaldı ve yarım kalacak gelecektekiler.
Ne ya da nasıl yaşayacağın bir muamma, yarım kalacağı ise aşikar bu hayatta.

Bir doğumun tam olacak; geleceksin dünyaya.
Tam varamadan tadına çocukluğunun büyüdüğün gibi, en güzel yerinde biten dondurma, maçın en heyecanlı yerinde okunan akşam ezanı ile evin yolunu tutmak gibi yarım kalacak tadına varmaya en yakın anında.
Büyüyeceksin, yarım yarım bırakarak yaşantıları. Oyunların yarım kalacak, yenileri çıkacak karşına.
Sevmelerin de yarım kalacak; sonbaharı göremeyeceksiniz, hafif üşüyerek esen rüzgarda göremeden dökülen yaprakları yudumlayamayacaksınız çayı.

Sevişmelerin de yarım kalacak. Değemeyecek tenine daha fazla, fısıldayamayacak bir daha kulağına.
Sözleşmişler gibi yarım kaldığının ardından bir diğeri başlayacak yarım kalsın diye.

Sen çocuğunu kollarına alacaksın ama seni kollarına alan olmayacak bu seferde.
Zaman alıp götürecek sevdiklerini, tıpkı yenilerini eklediği gibi.

Tecrübelerin artsa da vücudun yarım kalacak bu sefer hayata karşı. Hayat seni umursamadan hızlı akarken sen yavaşlayacaksın.


Bir de ölümün tam olacak; gideceksin herkes gibi usulca.

19.11.2013

Berkin Elvan Dayanışma Konseri-Sonrası


Berkin Elvan Dayanışma Konseri-Sonrası


Yaklaşık 2 hafta önce bir konser organizasyonu için bir araya gelmiştik. Ne tanışıyorduk ne de neler yapabileceğimizin bilincindeydik. Şuan ise koca bir selam gönderecek kadar dost hissediyoruz.

Sıcağı sıcağına pek toparlanamasa da kelimeler, yaşanan güzellikleri aktaracak kelimeler çıkamasa da parmaklardan, belki yorgunluktan belki mutluluktan anlatamasak da yaşananları çokça bir gurur olarak kalacak 18 Kasım 2013 tarihi zihinlerimizde.

İlginçti daha önce birbirini hiç tanımayan 8 kişinin güzel bir görev için bir araya gelip alnının akıyla çıkacağına inanması. Ya görevin kutsallığındandı ya da kısa sürede birbirimize karşı duyduğumuz güvenden, beklenenden de kusursuz bir gece ile Berkin kardeşimize sesimizi duyurabilmeye çalıştık. 

Sami amcanın konuşmasıyla gözlerimiz dolsa da gelenlerin desteği arttırdı inancımızı.
Sadece Berkin için umut etmiştik. Ve umut etmeye de devam edeceğiz.


Cahit Berkay’ın da sahnede dediği gibi bir sonrakinde sahnede Berkin ile söyleyebilmek umuduyla o şarkıları…
 
-Destek olan tüm sanatçılara, sunuculara, görev alan arkadaşlara, mekanın sahibi ve güzel çalışanlarıda ve gelen tüm insanlara bolca teşekkürler.-



15.11.2013

Berkin Elvan Dayanışma Konseri


Berkin Elvan. 14 yaşında.
Bir sabah Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Mahallesi'nde bulunan evinden fırına gitmek için çıktı. Sabahın 7 siydi. Fırının bulunduğu caddeye çıkarken arkasından başına isabet eden bir biber gazı bombasının kapsülüyle vuruldu. 16 Haziran 2013 sabahı 8'e doğru ameliyata aldılar. O günden o andan beri yoğun bakımda. 

Devlet; mahkemeye gönderdiği "o gün orada polisimiz yoktur" yazısı ile şikayetlerin davaya dönüşmesini engelledi. 16 Kasım cumartesi günü saat 14.00'da Çağlayan adliyesinde tekrardan şikayette bulunacağız. 

Küçük bir çocuk olan Berkin'in uyanmasını ve onu vuranların yargılanmasını istiyor ve bu yönde mücadele ediyoruz.

Ailesinin ve Taksim Dayanışmanın bilgisi dahilinde Beyder başkanı Tarkan Konar’ın öncülüğünde benim de içinde bulunduğum 8 kişilik tertip komitesi olarak; 18KASIM PAZARTESİ SAAT: 20.00-24.00’de Jolly Joker’de bağışları aileye aktarılacak bir konser düzenlemeye karar verdik.

“CAHİT BERKAY, HAKAN YEŞİLYURT, PINAR AYDINLAR, YAŞAR KURT, GÜVENÇ DAĞÜSTÜN” sahne alacaktır. Konser biletsiz olup kapıda Elvan ailesine yapılacak bağışlarla içeri girişler sağlanacaktır.

Sözlüklere, bloglara, forumlara yazarak, tweet atarak, facebook'da paylaşarak, ulusal basına bilgilendirme maili geçerek dayanışma konserimize destek olabilirsiniz.

Resmi etkinlik adresi; https://www.facebook.com/events/182419351949411/?ref_dashboard_filter=calendar
Twitter adresimden de gelişmeleri takip edebilirsiniz; @canpoyraz

Haberi veren kurumlar-güncellenecektir-;




KozmoPolitik.com