29.04.2012

Mazeretler Mazeretler Mazeretler

Mazeretler Mazeretler Mazeretler

Son günlerimde hep mazeretlere şahit oldum. Sayısız mazeretlere. Bazılarını anlamaya çalıştım bazılarını da hiç anlayamadım. Ama devam ediyor mazeretler. Sanki hiç bitmeyecekmişçesine. Belki de gerçekten hiç bitmeyecek mazeretler.

Mazeretlerin birçoğunun aslında kendimizi kandırmak, içimizi rahatlatmaktan başka bir şey olmadığına hep inanmışımdır. Belki kendimiz ürettiğimiz de mazeretleri öyle olmadığını düşünsek de mazeretlerin bencillik silahı olduğunu görmemek için çabalamamız gerekir.

Mazeretler yüzünden söylemek istediklerin bile boğazında düğümlenebilir. Olmak istediğin yerde olamazsın. Fırsat verilmez kimi zaman. Dinlenmek bile istenmezsin. Telefonu kapatmak için mazeret üretmek seni dinlemekten daha basittir. Daha kolay gelir bir mazerete sarılıp yaptığın hatanın veyahut günahın farkına varmamak. Mazeret seni mutlu eder, bir melek sanarsın kendini. Yine o mazeretlere sarılıp geceleri mutlu uyuyabilirsin. Mazeretler seni mutlu edebilir yaşanmışlıkları görmezden gelirken. Veya mazeretlerin esiri olursun çoğu zaman.

Mazeret üretmeyip kabullensen gerçekleri en azından mutsuz ve dürüst olursun. Ama ne gerek var ki. Mutlu olmak varken mutsuz etmeyi bile göze almışken ne gerek var ki.. Mazeretlere sarılmak bu kadar kolayken ne gerek var.

Bazı şeyler için uğraşmamışken, hayata bir şans daha vermeyi çok görmüşken, yaptığın haksızlığı örtbas etme çabası içindeyken, bir çekim gücünün etkisine girmiş ve kendini kontrol edemiyorken, ve her an seni bırakmayacak o vicdan varken mazeretlere sarılmak en kolayı olsa gerek.

İşte biz insanoğlu veya kızı mazeretlerle yaşadıkça kendimizi kaybetmeye mahkumuz…

1 yorum:

Adsız dedi ki...

mazeretler bizim can simidimiz

KozmoPolitik.com