16.02.2013

Muğla ve 24 Saat - 2013



Muğla ve 24 Saat

“Şehre giden yollarında portakal satılan, yağmurdan sonra ağaçlı dağlarından dumanlar çıkan, düz ve sakin bir şehir olarak kalacak aklımda Muğla.”

İki hafta öncesinden gitmeyi planlayıp uçaktan 2 saat önce çantamı hazırlayacak kadar kafamın karışık başladığım bir günlük yolculuk; “ne çabuk zaman geçti gittim ve şimdi döndüm” dediğim an İstanbul’da hayatın farkına varmakla son buldu.

Hızlandırılmış bir günlük Muğla ne kadar anlatılabilinir bilemem ama kısa kısa notlarım şudur;
  • Şehre giden yolları portakal satıcıları ile doludur.
  • Şehrin en beklenmedik, en salaş yerinde en kalite müzikler çalabilir.
  • Yağmuru oldukça fazladır.
  • Yeşili Karadeniz’in dikensiz olanıdır.
  •  İstanbul’da yaşayanlar için fazla düzdür.
  • Aklımda kalan Atatürk ve Uğur Mumcu Bulvarları bol ağaçlıklı nizamidir.
  •  Valilik binası olan o eski yapının kendine has bir ağırlığı vardır.
  •  Valilik binasının arkasında kalan Yalçın Hotel 105 numaralı oda benim odamdır.
  •  Üniversite kapısı, üniversite logosu ile aynı.
  • Sarmaşık Gözleme isimli yerde sabah kahvaltısı için gözleme yemek bir hoş olabilir.
  • Asos güzel mekan.
  •  Muğla merkezden ayrı adeta başka bir şehir kurulmuş Üniversite için. Her şeyiyle beraber.
  • Birçok Anadolu şehrine göre Belediye otobüsleri gördüğüm kadarıyla fazla modern.
  •   Evet o kadar yağmura rağmen sel ve su baskınları olmasa da yol kenarında biriken sular sürücülerin başarısı ile üstünüzü ıslatacaktır.

İstanbul’dan uçakla yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından Muğla-Dalaman havaalanına iniş yaptım. İstanbul Atatürk Havaalanından sonra sakinlik ve sessizlik kokuyordu Dalaman havaalanında. Dalaman’dan Muğla merkeze direk giden araçlar yokmuş onu öğrendim.  Marmaris’e giden havaşlara binip Akyaka adı verilen o çok güzel yerde inip bir dolmuşa binmek gerekiyormuş. 

Yaklaşık 15 dakika kadar sağanak yağmurdan korunmak için girdiğim Akyaka’daki o küçük balıkçıya da selam olsun.

Tahmini olarak bir buçuk saat sonra Dalaman’dan Muğla merkeze gelmiş. Ve yağmurun dinmesinin ardından otelimden çıkıp kısa bir akşam turu yapabilmiştim. Ne kadar yapılabilirse o kadar diyelim. Muğla’da merak ettiğim birkaç mekan vardı. Birinde oturma fırsatım oldu sadece.

Dönüş yolunda uçağa gitmeden önce Köyceğiz’e uğramak için geçtiğimiz o kanyonlar, köyler görülmeye değer nitelikte. 

Köyceğiz belki de dedikleri gibi şanslı olduğum için görebildiğim bir yer. Şu şımarık köpeği o an mutlu, beni misafir eden o ailenin mutluluğu umarım hiç bozulmaz.

Ve ardından Dalaman 13.15 uçağı ile kalkış ardından İstanbul.

Tam tamına 24 saatimin geçtiği Muğla hayatımda ilginç bir yer tutacak. Gerek orada geçirdiğim sürenin azlığı gerekse gidiş amacım gereği pek gezme fırsatım olmadı ne yazık ki. Beni en çok güldüren tesadüf ise nereye oturursam oturayım hep ıslandığımdı.

Şimdiye kadar; özellikle Datça, Can Yücel için gitmek istediğim Muğla’ya bu şekilde gitmiş oldum. Hayatın beni tekrar o yaşanası şehre götüreceğinden hiç şüphem yok. 

Görüşmek üzere Muğla. 

Not: İlk fotoğraf Muğla Otogarının yanındaki Muğla Saat Kulesi. Nu kuleye çıkan bulvarlar inanılmaz hoş. İkinci fotoğraf ise Akyaka'dan. Dolmuş beklediğim o köşedeki ufak balıkçıdan çıktığımda çekmiştim. O balıkçıda ise defterime: "ufak şehrin üreten mutlu insanları" diye not etmiştim.


6 yorum:

Barış ÖNTAŞ dedi ki...

24 saatte ancak bu kadar güzel yorumlanabilir.. Özellikle şuraya güldüm ''nereye oturduysam ıslandım'' .. Muğla bir o kadar küçük de olsa , ama büyük hayallerin gerçekleştirilmesi için sıcak bir şehidir..

Melethril Edan dedi ki...

Daha önce gitmek nasip olmadı ne yazık ki. Uçak resmi, eğer koltuklar pilota sırt dönmüyorsa, kalkarken çekildiği çok anlaşılır gibi. Her neyse, kendine iyi bak.

can poyraz dedi ki...

@melethril edan, umarım hayat bir gün yolunu düşürür. Evet Dalaman'dan kalkarken çektim :)

Kırmızı Soğan dedi ki...

Çok hoş bir gezi yazısı olmuş, tebrikler. Ben de bir Antalya'lı olarak çok beğendim.

SmG dedi ki...

Gerçekten güzel özetlemişsin insanın canını çektiriyorsun, şu an kıskandım sanırım, evet.

can poyraz dedi ki...

@SmG, senin gibi konuşanları büyük bir karavan alıp gezdiresim geliyor inan :)

KozmoPolitik.com