18.03.2013

Saat ya 2 ya 3


Saat ya 2 ya 3

Gece.
Saat ya 2 ya 3. En son biraz olsun ısınmak için girdiği sabahçı kahvesinde bakmıştı saate. O an saat 1.30’du. İki bardak daha çay içmiş, tuvalete girmiş ve cebindeki bozuklukları masaya bırakıp çıkmıştı.

Beyoğlu'nun arka sokakları renkliydi. Yürümüştü o saatte kalabalıktan kaçarak. Çoğu sokak karanlıktı. Polis lambaları ile aydınlanan sokaklarla kesişiyordu yolu kimi zaman.

Ne kadar yürüdüğünü hatırlamıyordu. Tek hatırladığı o sokaktaki midyeciydi. Yanından geçerken tezgâhın, boş midyelerin tezgaha asılı şeffaf çöp poşetine düşmesiyle çıkardığı ses dikkatini çekmişti. İki genç vardı tezgahın başında, konuşmadan birbiri ardına açılmış ve kendilerine uzatılmış midyeleri yiyen iki genç. Ve bir de midyeci. Elleri bileğine kadar limona bulanmış, bir yandan kaçıncı midyeyi açtığını sayan midyeci.

Kaçmaya çalışırcasına hızlı ve talaşlı ayaklarla geçmişti bir bir sokakları.
Ve o sokağa girdiğinde göz göze gelmişti. Beklemediği bir anda. Beklemediği insanları, beklemediği bir mekanda. Ve beklemediği kadar tepkisiz kalmıştı.
Yürümeye devam etti.

Şimdi saat ya 2 ya 3. Tam emin değildi. Gerçi ne önemi vardı?

Hiç yorum yok:

KozmoPolitik.com