24.06.2013

"sarı tişörtlü küçük kız"

-"Lan, otur" dedi.

Masadan kalkmak için demir bacaklı bordo kaplamalı sandalyeyi geriye doğru itip doğrulmaya çalıştığım sırada duydum. Az önceki hareketimi tersten yaparak sandalyedeki yerimi sağlamlaştırdım. Ona bakıyordum. Avuç içini sigaradan sararmış bıyıklarının üzerine götürdü önce, sandalyede doğruldu, önündeki gazeteyi katlayıp masanın köşesine bıraktı, çay bardağını kavradı sonra sararmış bıyıklarından çektiği eliyle.

-"Bir anlık öfkeydi". diye özetledi aldığı 15 yıllık cezayı. Neredeyse 8 yılı bitmişti bile. Şunun şurasında ne kalmıştı ki?

-Umut, bazen bitebiliyor. Çıkış yolu bulamadığın oluyor. Hayatta kimseye faydam olmadığını düşünmeye başlamış, görücü usulü ile anamın köyden bulduğu 15 yıllık eşim beni terk etmişti. Aslında beceriksizin tekiyim. Bir erkek ailesi için yaşar değil mi. Ben onu bile koruyamadım. Her şeyimi kaybettim. Babamdan kalan beylik tabancası ile onun yanına gittim. Onun gözü önünde vuracaktım kendimi. Sonuçta ona kıyamazdım. 15 yılda inan sevdim onu. Baba evinin önünde o balkona çıktığında kafama dayadım silahı ve ateşledim. İşte tam o an.. Yapamadım.. Korktum.. Lanet olsun.. Bir çığlık duydum sonra. Orada ben vurulsam atılmayacak düzeyde bir çığlıktı bu, acıydı. Arka tarafımda bulunan binada meraktan bizi izleyip anlamlandırmaya çalışan sarı tişörtlü küçük kızı vurmuşum.

Bu son cümleyi söylerken gözlerini benden kaçırmış, sesi boğuklaşmış, ellerini koyacak bir yer bulamamıştı. Cevap veremedik, kaçmak istedim. Önünde duran çay bardağını aldım. Ayağa kalktığımda başı eğikti.

1 yorum:

öykü dedi ki...

Ah tanrım :(

KozmoPolitik.com