12.08.2013

Bayram Telaşı

Bayram Telaşı

Malum kendimi bildim bileli bayramlar hep aynı bayram. Çok özensem de” nerede o eski bayramların tadı” cümlesini hiç kurma fırsatım olmadı. Arifeden geç yatıp sabahın köründe uyanma telaşı ile kalkıp uzun tutulan hutbe sırasında ayağımın uyuşmasıyla anca uyanabildiğim bayram sabahları, açlığın vermiş olduğu telaşımın bayram telaşı sanılmasıyla ve benim sıcak almaya özen gösterdiğim ekmeğin ucunu yememle devam etti gitti.  Sırası bile hiç değişmedi.

Kolay değildi bayram günü evde misafir ağırlamak. Kahvaltı yaparken yeniden giydiğim pijamalarım apartman kapsına gelen ilk misafirlerin evimize çıkana kadar geçen sürede ışık hızıyla bayrama uygun gardırop arkadaşlarıyla değişti. Misafire zorla yedirilen ve yarısı yenmeyen ikramlar tarafımdan hep reddedilmişti.

Daha makul bir saatte ekmeğin ucunu kim yiyecek telaşı gidip yerine yakın çevre ve akrabaların öpücüklerinin yanağımda bıraktığı “yaşlı bireyin öpücük ıslaklığı”nı çaktırmadan silme ve mümkün olduğunca kendimi çekerek öptürme telaşı geldi. Bu sefer ikram edilenin yarısını yiyen hep bendim. Bir itirafta bulunmak gerekirse parmakları dolma gibi olan kadınların ikramlarını hep geri çevirmişimdir.

“Bayram ziyareti kısa olur, daha gezilecek çok yer var” yalanıyla kaçarcasına kalktığım evler birbirini izlerken telefonumun mesaj bölümü yıl boyunca görmediği kalabalığı yaşardı. Kurban’sa etlerin kavrulduğu Ramazan’sa tatlıyı yatıştırmak için yenilen yemek zamanı ile başlayıp akşama kadar süren gelen tebrike karşılık verme ve malumunuz toplu mesaj yoluyla yenilerini atma telaşı şüphesiz ki bayram günü telaşları içerisinde en kötü olanıydı.

Çocukken yaşanılan para mı verecekler yoksa şeker çikolata ile mi geçiştirecekler telaşı, gidilen akrabalarda lafa girmek için gösterilen telaş geçiciydi. Ergenlik yaşlarında sorulacak “dersler nasıl” telaşı da öyle. Daha da büyüğünce anladım ki bayramın son günü ortaya çıkan “aman yarın iş var” telaşı tüm bayram telaşlarının en kötüsüydü. Sanırım bu son telaş ömrüm yettiğince bayramların son günü benle beraber sürüp gidecek. Ve birde bizler büyüdükçe bir tebessüm, kalp sızısı ile hatırladığımız kısa sessizlik sonrası “mekanı cennet olsun” duası ile yad edilen göçenlere duyulan özlem gelecek..

3 yorum:

SmG dedi ki...

Bir solukta okunası, hoş ve herkesin bir veya birden çok yerde kendini bulabileceği bir yazı olmuş.

can poyraz dedi ki...

Teşekkürler okumana sevindiğim insan :)

Adsız dedi ki...

Evet, birkaç bayram daha idare eder. Elinize sağlık.

KozmoPolitik.com